Sorgusuz teslim olur insan,yüreğine ansızın yerleşiveren hüzne..
Tutar yaÄŸmuru,tutar Eylül’ü ya da karanlığı,mum ışığını suçlar korkusuzca!
“Sebebi Sen’sin” der,”Sensin bu aÄŸlamaklı halimin suçlusu!”
Haykırır içten içe sokak lambasına…ay ışığına..Oysa ki biraz durup gidecektir,
mekan tuttuğu o yeri biraz acıtıp terkediverecektir bu davetsiz misafir.
Ahh bir de sevgili o yüreÄŸi ansızın terketmiÅŸse…
Hüzün orayı biraz fazla mesken edinecektir
ve gözyaşlarını pınarından acımasızca
aÅŸağı salıverecektir..!Daha fazla…
Sanır mısın ki bedeni yerle bir ettikten sonra
faydasızca çekip gider..?
Zalimce tavırlar takınsa da misafir olduğu yüreğe nice öğütler fısıldar
ve onu çocuk kılıfından sıyırıp
dev bir kişiliğe büründürür.
Hangi hüzün ebedi kalmıştır ki bir gönülde..?
Ya da hiç teşrif etmediği bir gönül var mıdır sanırsın?
Sadece habersiz gelir,acıtır,büyütür ve çekip gider,
iz bırakarak ve yeniden dönmek üzere…!